En Güncel Ekonomi Finans Coin ve Altcoin Haberleri

Vakanüvis CHP’nin içki fabrikalarını yazdı

82

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Vakanüvis
CHP’ye sık sık “proje sahibi olmaması, yatırımdan anlamaması” gibi eleştiriler yöneltilse de bu parti iktidarda olduğu yıllarda en azından alkol üretimini ve dolayısıyla tüketimini arttırma konusunda önemli adımlar atmıştı. CHP hükümetleri, alkol fabrikası kurmakta adeta yarışmışlardı. İşte; Yeşilay Haftası biterken, CHP’nin içki tüketimine yaptığı katkılardan bir seçki…

İÇKİ YASAĞINI ALİ ŞÜKRÜ BEY İSTEMİŞTİ
Osmanlı’nın klasik devirlerinde içkiye dair bir gündem yoktu. Yabancılar ve kimi müptelalar dışında geniş kitleler içkiyle ilgilenmezdi. Bu dönemlerde içki, ithalat işlemi bile sayılamayacak kişisel nakiller, bir de kişisel küçük üretimlerle sağlanırdı. İmparatorluğun yüzünün Batı’ya döndüğü ve  peşi sıra yıkıldığı yıllarda ise devlet bu alanı, tabiri caizse “bilip de bilmezden gelir”, cezai müeyyide pek uygulamaz, kimi vergi düzenmeleri dışında da sahaya müdahil olmazdı. Osmanlı’dan böyle bir yapıyı devralan Ankara Hükümeti’nin alkollü içkilere karşı aldığı ilk karar, çok da sürpriz olmayan biçimde Osmanlı’da da zaman zaman uygulanmış olan alkol yasağıydı. Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıyla görüş ayrılığı yaşayan, yeni devletin  İslamî değerlere saygılı muhafazakar bir kimlik taşıması fikrini savunan, görüş ayrılıkları iyice keskinleşince de şüpheli bir ölümle hayata veda eden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, tam da kendisinden beklendiği şekilde içki yasağıyla ilgili bir kanun teklifi hazırlamıştı. Meclis Başkanlığı’na verilen Men’i Müskirat kanunu teklifinin gerekçesinde şöyle deniyordu:  “Dini mübinimizce, tahrim edilmiş (haram kılınmış) olan işretin (içkinin) halkımız arasında taammümü istimailinden tevellüd eden (kullanımının yaygınlaşmasından dolayı) fenalıklar, felaketler tadad edilemeyecek (sayılamayacak) derecede çoktur. Salik bulundukları (Mensup oldukları) din menetmediği halde milletini bu beliyei uzmadan (büyük dert) bir kanunu mahsus ile kurtarmış olan Amerika Cemahiri Müttehidei Hükûmeti (Amerika Birleşik Devletleri) cidden takdire ve nümune-i imtisal olmağa lâyiktır. Cehaleti amikası hasebile (cehaletle arkadaş olması nedeniyle) içki hususunda had ve hudud bilmeyen, binaenaleyh, herdem hanümansuz felâketlere (evsiz barksız bırakan felaketlere) duçar olan memleketimiz halkını bu müdhiş belâdan kurtarmak için âtideki mevaddın kanun şeklinde kabulünü teklif eylerim.”

BİRİNCİ MECLİS’İN İLK YASALARINDAN BİRİSİYDİ
Ali Şükrü Bey’in önergesi görüşülürken özellikle Maliye Bakanı Ferit Bey, yasaklama olmaması hususunda milletvekillerini ikna etmeye çalışmıştı.

Ferit Bey,  “Müskiratın (içkinin) kendisini değil, fakat resmini (vergisini) müdafaa etmek için şuraya çıktım” diyerek “içkiden elde edilen vergi gelirinin önemini” anlatmak amacıyla çok çabalamış ama sonuç alamamıştı. Nihayet teklif, 14 Eylül 1920’de Meclis’te kabul edilerek “22 Sayılı Men’i Müskirat Kanunu” adıyla yürürlüğe girmişti. Bu kanunla her türlü alkollü içkinin yapımı, ithalatı, satışı ve kullanımı yasaklanmıştı. Yasağa uymayanlar için cezalar; para, hapis ve eğer memur ise temyiz edilmemek üzere memuriyetten çıkartılma olarak belirlenmişti. Bu yasak sonrasında Cumhuriyet’in ilanını ve takip eden ilk yıllarda alkollü içkileri kapsayan yeni bir düzenleme getirilmemiş, sonrasında ise içki üretimi devletin önemli konularından birisi olmuştu.

İŞ BANKASI İÇKİ ÜRETECEKTİ AMA OLMADI
Yasak sonrası alkolle ilgili düzenlemeler, sadece Düyunu Umumiye teşkilatıyla ilgili yapılandırmalarda yer alan “inhisarlar” / tekellere dair  bölümlere konu olmuştu.

Yasak, 1924 yılında biraz gevşetilmiş, 1926 yılında ise alkollü içeceklerin devlet tarafından üretilmesinin yolu, 790 sayılı “İspirto ve Meşrubat-ı Küuliye İnhisarı Hakkında Kanun” ile açılmıştı. Bu kanun ile “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde bilumum ispirtolar ve meşrubat-ı küuliyenin (şarap, bir ve her nevi likör de dâhil) imal veya hariçten celp ve ithali ve dâhilde furuhtu hükümetin tahtı inhisarındadır. Hükümet bu inhisarı kısmen veya tamamen bir Türk anonim şirketine devir sureti ile idare edebilir” ifadesi yer almıştı. Ayrıca, mevcut küçük üreticilerin kapasite ve varlıklarının bir dökümünün Tekel İdaresi’ne bildirilmesi de istenerek, sektörün tamamen devletin kontrolünde ilerlemesi amaçlanmıştı.  Hindistan Müslümanları’nın “Milli Mücade’de kullanılsın” diye gönderdikleri paralarla kurulan İş Bankası, dönemin en büyük sermayedarlarından biri olarak içki üretimine de ilgi duymuştu. Bu çerçevede bir ara alkol tekelinin işletme hakkını alan İş Bankası, Naçella Organizaçya isimli grupla “İspirto ve Meşrubatı Küuliye İnhisarı İşletme Türk Anonim Şirketi”ni kurmuşsa da devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği için bu girişim akim kalmıştı. İş Bankası yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınırken bir yandan da devlet kuruluşlarının  böyle bir talepte bulunma hakkının olmadığını iddia ediyordu. Uzun müzakerelerin sonucunda istediğini alamayan İş Bankası içki sektöründen çekilmeyi tercih etmişti.

ADETA İÇKİ SEFERBERLİĞİ İLAN EDİLDİ
Yasal düzenmelerin tamamlanmasının ardından özellikle 1930’lardan itibaren devlet adeta “içki üretme seferberliği” başlatacaktı.

Fabrikalaşma ve tarımsal ıslah eş zamanlı yürütülerek, hem hammadde teminine hem de fabrikalaşmaya hız kazandırılmıştı. Bu süreçte, Paşabahçe’de bulunan eski bir fabrika satın alınmış, ispirto ve içki fabrikası olarak aynı yıl içinde faaliyete geçirilmişti. Rakı ve votka üretimi için çalışmalar yapılan fabrikaya, Avrupa standartlarında ispirto üretmek için 1932 yılında modern makinalar getirilmişti. Böylece, daha önce Çekoslovakya’dan ithal edilen saf alkol artık Türkiye’de üretilmeye başlamıştı. Devletin piyasaya agresif bir şekilde girmesinden dolayı içkiye talep sürekli artıyor, bu nedenle de Paşabahçe tesislerini sık sık büyütmek gerekiyordu. Tekel kanunu sonrası inşa edilen ek binaların da yetersiz kalmasından dolayı 1940 yılı rakamlarıyla 300 bin lira harcanarak yeni binalar yapılmıştı. Yine aynı dönemde, Şişli Mecidiyeköy’de bir likör ve kanyak fabrikası kurulmuştu. Fabrika için 1930 yılında Fransa’dan uzmanlar getirilmiş, 1941 yılından sonra ise uzmanların sözleşmesi yenilenmeyerek o döneme kadar uzmanların yanında çalışan Cafer Özsezen fabrikanın başına getirilmişti. İçki fabrikasında çalışmaya genelde soğuk bakan vatandaşları cezbedebilmek amacıyla da burada görev yapacaklar için “Koruma Sandığı” adında çalışanlara yardım ve ilave emeklilik maaşı sağlayan bir uygulamaya geçilmişti. Fabrikanın faaliyete geçtiği ilk yılda 56 bin 600 litre likör, 130 bin 600 litre kanyak, 6 bin 800 litre şarap üretilmişti. Yine bu dönemde Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği sınırları içinde Bira Fabrikası kurulmuş ancak kısa bir süre sonra fabrikanın talebi karşılayamaması üzerine, 1940’ta özel sektörün elinde bulunan İstanbul’daki Bomonti Bira Fabrikası ve yine aynı kişinin sahibi olduğu İzmir Halkapınar’daki eski adı ile Aydın Bira Fabrikası satın alınmıştı.

Tekel Bakanlığı’na 1947’de ayrılan 50 milyon liralık bütçe ile İzmir’de 6, Adana’da 3 milyon litrelik yeni fabrikalar kurularak, genel bira imalatı 36 milyon litreye çıkartılmıştı. Ayrıca Diyarbakır, Erzurum, Sivas ve Konya’da birer bira dolum tesisi yapılmış ancak bütün bu yeni yatırımlar bira talebini karşılamaya yine de yetmemişti. Son tahlilde 15 yıl içerisinde İstanbul’da üç, Ankara, İzmir,  Adana, Diyarbakır, Erzurum, Sivas, Konya, Gaziantep, Tekirdağ ve Mersin’de birer tane olmak üzere tam 13 içki fabrikası / tesisi faaliyete geçirilmişti. Ayrıca fabrikalardaki rakı üretimi için anason yetiştirilmesi amacıyla çiftçilere destek verilmeye de başlanmıştı.

HANGİ İÇKİ DAHA FAYDALI TARTIŞMASI
Bu arada, dönemde milletin hemen her şeyine müdahale eden CHP, tüketilecek içkilerin belirlenmesi noktasında da benzer bir tutum sergilemişti. Parti ve devlet yönetiminin önde gelen isimleri, “Hangi içkinin daha faydalı olduğu” noktasında “değerli fikirlerini” serdediyorlardı. Tek parti dönemi Başbakanlarından Recep Peker, gazeteci Asım Us’a verdiği bir beyanatta, “Rakının sarhoşluğu insanı tahrik eder, şarabın sarhoşluğu ise insanı uyutur. Rakıyı bırakıp şaraba gitmek lâzımdır. Bunun için bir şişe şarabı su gibi beş kuruşa vermeli. Bir büyük duble kadeh birayı yine beş kuruşa satmalı.

Bilhassa yeni jenerasyon rakıya alışmamalı” demişti. Aynı zamanda CHP milletvekili de olan Asım Us da bu stratejiyi destekliyordu: “Alkolizme karşı en iyi mücadele şekli, çok zararlı içkiler yerine az zararlı içkilerin ikamesine  çalışmaktır. Bugün rakı Türkiye için bir ‘nevi millî’ içki diye tanınmıştır. Bunun yerine şarabı ve birayı ikame etmek mümkündür. Bu da İnhisar İdaresi’nin bira ve şarap fiyatlarını ucuzlatması, rakının fiyatını bilâkis yükseltmesi ile mümkündür.”

SUAT HAYRİ ÜRGÜPLÜ: HAFİF ALKOLLÜ İÇKİLERİ NEFİSLEŞTİRDİM
Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Başbakanlık görevlerinde bulunan Suat Hayri Ürgüplü de şarabı tercih ettiği için 30 civarında şaraphane açılmasını sağlamıştı. Ürgüplü, “şahsi içki politikasını” şöyle anlatmıştı: “1- Özel rakı yapımını yasakladım. 2- Bütün imalatı Tekel idaresine vererek, imalat, satış ve fiyatı tam kontrolle tek idareye vermiş oldum. 3- Litrede iki lira zam yaparak ve sessizce rakı nefasetini ihmal ederek tüketimi düşürmeye başladım. 4- Hafif alkollü içkilerin hem imalatını artırdım, hem fiyatlarını düşürdüm hem de nefisleşirdim.” Ürgüplü’nün anılarını yorumlayan Tanıl Bora, bir anekdottan hareketle şu değerlendirmeyi yapar: “Ürgüplü, Anadolu Kulübü’nde ‘Atatürk zamanında’ sadece viski servisine izin verildiğini, ‘İnönü zamanında’ bu yasağın yavaş yavaş gevşeyip ‘nihayet’ rakı servisine başlandığını da not etmiş. Rakının ‘millî içki’ sayılmaktansa, ‘alaturka’ görülerek geriye itilmek istendiğine delâlet… Bazı Kemalistler, belki bu hadiseyi İnönü’nün ‘inkılâplardan taviz veren’ tutumuna örnek sayabilirler!” * Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Araştırma Görevlileri Şeyda Güdek Gölçek – Ali Gökhan Gölçek, Erken Cumhuriyet Dönemi Tekel Uygulamaları, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl 15, Sayı 30, Güz 2019
* Tanıl Bora, Alkol Siyasetimiz, Birikim Dergisi, Web Haftalık, 30 Aralık 2020




Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Konu hakkında soru ve yorumlarını bekliyoruz.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku


Fatal error: Out of memory (allocated 29360128) (tried to allocate 147456 bytes) in /home/berilada/ekonomiler.com/wp-includes/class.wp-scripts.php on line 405
internal_server_error <![CDATA[WordPress &rsaquo; Hata]]> 500